Log in

HER SIKIŞTIKLARINDA BAYRAĞA SARILANLAR

Bir dostum iktidarı böyle eleştirmişti. Bayrağı bir ümit bir sığınılacak yer olarak görmek,sıkışmayınca ayaklarının altına almak veya değiştirilmesini istemek hangi kitaba sığar acaba?Türk’ün kitabına sığmayacağı kesin.Arif Nihat Asya sıkışmadan da bayrağa sığınır.Hatta ona seslenerek ”söyle seni nereye dikeyim” diye haykırır. “Savaşın dağlara düşürdüğü zaman kızıllığında ısınır,çöllere düşüldüğünde gölgesine sığınılır”. Bunları ne kızıllığın sıcaklığı ne  de çöllerdeki gölge kabul eder.”Sen bizden değilsin git ne halin varsa gör” diyerek onlardan yüz çevirir.  Bayrak şahsiyet” diye övdüğümüz adamlar, bayraklaşmış, bayrak gibi yükseklerde yer edinmiş ulu insanlardır. Gönlünde yer olmayanlar, gönülden yer vermeyenler sıkışınca “bayrak mitingi” istismara kalkışmak tam bir iki yüzlülük değil mi? Milli değerlerimizin başında bayrak gelir. Bayrağın karşısına çıkıp başka renk,işaret ve şekillerde bayrak arayanların ”bayrağını kapta gel” seslenmelerini manasız ve destek olunmaması gerek bir  iki yüzlülük olarak değerlendirenlere katılmamak mümkün değildir. Bu seçimin malzemesi “bayrak ve milli değerler” olacağı belli oluyor.”Milliyetçiliği ayakları altın alan”, bir insanın yeniden o milliyetçi duyguları, milli değerleri bayrak yapıp meydana çıkması da bayrak severlilik değil bayrak istismarı olsa gerek. Bu tip bayrağa sarılanlara sahtekarlar, mürailer, münafıklar aklınıza ne gelirse o denmez mi? Bunları bir gerçek anlamda bayrağa sarılı görmek şahadet makamına erdiklerini görmek bayrağa saygısızlık olur şimdi yaptıkları gibi. Bayrağa sarılı gelen şehitlere haksızlık olur. Bunların sarılması aldatmacadır.Bir arkadaşımız vardı. 12eylül öncesinde aynı okulda okuyorduk. Milli görüş mensubuydu. Okulda kavga çıkmış, bu arkadaş çokça münafıklık ederdi. Her iki taraf arasında laf taşır tahrik ederdi.Bir olay olmuş, bu da olayların ortasında kalmış.Korkudan ne yapacağını bilemezken aklına şeytanca fikir gelmiş.Bayrağa sarılırsam bayrağa hürmeten bana bir şey yapmazlar” demiş. Ama olaylar öyle çığırından çıkmış ki bu ahlaksızı da bayrağı da yere sermişler. Bakınız şu hilekara, bakınız şu ayyar adama benzemediğe. Bunlar sıkışınca bayrağa sarılmak bir gelenek mi, aslıhu neslihu” denilecek bir zaaf mı? İnsanlarda azıcık da olsa bir milli değer kaygısı varsa bu oyun da bir milli değer saygısızlığıdır.

İkinci bayrağa sarılanlar ise başımızın tacı varlığımızın tek ilacı şehitlerimizdir. Vatanı için şerefi ve namusu için şehit olanların en yüksek makama ermeleri gibi en yüksek saygıya layık olan bayrağa sarılıp bu dünyadan yolcu edilmesi en değerli bayrağa sarılma eylemidir. Bu defa münafıklık yok göz boyama yok kendi arzusu yok tek sebep Allah yolunda şehadet ve karşılığıdır.Elbette yaşamak,yaşatmak,hayatta kalmak her türlü ölümün üzerinde bir durumdur.Sahtekarların ucuz  yoldan “şehitlik makamına ermek isteyenlerin, ”vur kafir, vur da şehit olayım” aymazlığı da dahil olmak üzere her türlü ölümden yaşamak ve yaşatmak daha değerlidir.Lakin hayatını uğrunda feda ettiği vatanının en değerli varlığı olan bayrağa sarılmak da hakkıdır.Zaten bayrağı bayramlarda,düğünlerde(bayrak kaldırmak)bayrakla düğün başlar,kahramanlık günlerinde, zafer zamanında ve savaşlarda ve sehadet olaylarında başımızın üzerinde taşırız.Diğer zamanlarda hep yükseklerde dalgalnır.Yani bayrak en mukaddes günlerimizde  bize bir rehber, bir kılavuz ve yol gösterici olur.Oysa artık seçimlerin de malzemesi yapılmak istenmektedir.Her siyasi zihniyet kendi flamasını alıp gelebilir ancak bu iş bayrağa hiçbir toplantılarında yer vermeyenlerin istismarından farkı olmadığı kanaatindeyim.

Bayrağa sarılmak …Mehmet Akif,”Sa’ye sarıl hakka ram ol; bilmiyorum varsa bundan başka çıkar yol” diyor ya bayrağa sarılmak elbette sıkı sıkıya yapışmak,ayrılmamacasına tutunmak her vatandaşın şiarı olmalıdır.Ama bayrağını kap da gel davetleri birer istismar olmaktan öte bir iş olmadığına inanmaktayım.Zaten son zamanlardaki gibi bayrak saygısızlığı okullarda öğretilmeseydi,soyal çevrelerde aşılanmasaydı bu günkü istismar da olmazdı.Bayrak saygın yerinde sayılı bir şekilde gönüllerde ki yerini muhafaza ederdi.Cemaatlerin uyuşturma operasyonlarından geçip, mankurtlaştırılıp, milli sinir uçları köreltilip “işte tam bir mahluka benzedin “denilerek ortalığa salınması bayrak gibi milli değerlerimize saygıyı azaltmış saygısızlığı son noktaya getirmiştir.Şimdi gençler için doyduğu yer vatandır.O doyulan yerde ister bayrak olmasın,ister başkasının ayakları altında zillet içerisinde yaşasın hiç önemi yoktur.Bayraksız,vatansız,İstiklal marşı olmayan,kahramanları yok edilen ama zenginleşmiş,ensesi kalınlaşmış babası gibi,dünyaya midesinden bağlı insan azmanı adam kılığındaki varlıklar türemiştir.Onlar için vatan tehlikede olmuş,bayarak yerlerde sürünmüş,milli marşımız çalınmamış hiç öneli değildir.Yandaş, adamların yardımıyla soydukları vatan onlar için geçici bir alandır.Orada eğlenceye,madde imparatorluğuna,dünyevileşmeye dünya vatandaşı olmaya yarayan ne kadar olumsuzluk varsa şahsında toplayıp sıkışınca da pılıyı pırtıyı toplayıp kaçacaklardır gönüllerinde yere.O yer ki yıllardır “gavur ülkesi” olarak hakaret edilen aşağılanan yerdir.İşte çok büyük bir canlı örneğini her TV’ larda seyretmekteyiz.

Sıkışınca bayrağa sarılanları kınamamak elde değildir. Bayrağa sarılıp sarmalanıp gönderilenlere elbette hak ettikleri için hayran oluyoruz. Bayrağı sarıp bayraklı  yollanıp bayrakla karşılanmak hep güzel işler ancak  bu işler bayrak üreticilerinin, bayrak satıcılarının işine yarayacaktır. Sıkışınca bayrağa sarılanların tavrı bayarak satarak geçimini sağlayanlarınkinden daha aşağı bir durumdur. Unutmayalım ki, ”Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır; toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır” Vatansız bir serseri, vatandan ayrılmış deli, vatanına kastetmiş hain…Bayrak için akıtacak kanı olmayan kansızlarla da can verme makamında bulunamayan canı cehennem adamlarla bu milletin işi olamaz.

Yorum eklemek için giriş yapın