Log in

DÜŞÜNMEK

                                           

    Düşünmek , en çok ihmal edilen eylem. Düşünmek varlığın sembolü, düşünmek insan olmanın alameti. Düşünmek zor olana tabi olmaktır. Düşünmek her zaman ve her yerde fikirlerin esiri olmaktır. Düşünmek  kendini , çevrendekileri ve kapsama alanındaki tümden gelenlerin derdiyle dertlenmektir. Düşünmek sonu ve başı belli olmayan bir deryada yüzmektir.

   Düşünmek elbette kolay değildir. Tamam hallettim , bu işte bitti dediğin anda yeni ufuklara yelken açmakla yeniden başlar, yeniden sürükler insanı. Yeni arayışlar ve yenilik insanın merakını cezbederek gerçeğe götürmek için sürekli kemirir  durur.Çünkü düşünen varlık gerçeklerin sanal olanlarla gizlendiğini fark eder. Sürekli olayların ve olguların iç yüzünü , gerçeklerini, söylenenleri ve verilmek istemeyenleri araştırmak ister. Düşünmektir farklı olan , farkındalığı yakalayan.

  Peki düşünmeyi ne engeller? Ne düşünmekten alıkoyar insanı? En büyük engel  bana göre alışkanlıklardır. Çünkü düşünmek  gibi zor olan bir eylem de alışkanlıkları değiştirmektir.İş güvenliği uzmanı olarak yanlış olan bir fiili , doğrusuyla değiştirdiğimiz anda iş kazalarının en çok yaşandığına şahit oluyoruz.Bu yüzden değişebilecek alışkanlıkların geçişini yaparak tedbir almaya çalışıyoruz.Düşünme fiilide alışkanlıklarla doğru orantılıdır.Hayvanlar ve bitkiler aleminin en büyük zaafıdır alışkanlıklarını değiştirememeleri.Tabii onların yaşam şartlarına alışkanlık demek ne kadar doğru ise. Daha çok kendilerine vahyedilen ,  öğretilen, şuurlu ama şuursuzca  verilen biçimde yaşama şekilleri.Farkındalık koyamama meseleleri.İşte zor olan sebep insanın düşünceye yelken açmasıdır.Bu sebeple alışkanlıkları değiştirip sorgulayıcılıktan uzak ,rahat ve sorumsuz bir hayat seçme idealizmidir.

   İnsanlar genelde bir çok sorunu bir sebebe bağlama arzusundadırlar. Çok bilinmiyenli bir denklemin tek cevabının olması ,neyi, nasıl, ne kadar istediğini bilmeden problemi çözme gayreti beyhude  olacaktır.Buda sorunu çözmede tek tip bakışa sebebiyet verir ki neticesi hüsran olur. Hakikat ise bir çok fikrin dillendirilip ,en güzelinin,  en iyisinin seçilmesi ile olmalıdır. Fikirler de düşüncede, düşünce ile  makus bulur. Dünyaya ait söz söyleme hakkı bulunan insanlar bu düşünce adamlarıdır. Farklı fikir ve düşünceler tahammülü olmayanlar ise yeryüzü sayfasında birer birer yok olup gideceklerdir. Farklı fikirleri olmayanlar, düşünce melekesini kaybetmiş bulunanlar ise kendi gibi bakış olanların dışındakileri zorbalıkla, haksızlıkla gerektiğinde de şiddete baş vurarak düşünülmesini istemeyecektir.

  Düşünmek için, insanının öncelikle kendisini sorgulaması lazımdır. Düşünebilmek fikirlerini  ve eylemlerini sürekli eleştiriye tabii tutabilmektir. Bir fikri mutlak doğru kabup edip onda sabitlenip kalmak ,kapıları ve pencereleri kapattım deyip içeriye yeni havanın girmesini beklemek gibidir. Gerçek düşünce adamı kendi fikrini mutlak doğru kabul ederek ,nihai otorite merci olduğunu düşünmemelidir. Belki de siyasilerle ayrışan nokta burasıdır. Gücün düşünceyi de esir almasını sağlayarak tek tip insan prototipi üretmeye kalmak , insana verilen en büyük nimet olan akla zarar ve ziyandır.İşte düşünce adamının zihnini mutlak güç ve siyasi otoriteye teslim ederek onun perspektifinden yapılanları yorumlamak düşünce mefhumuna ket vurmaktır. Buda insanlığa yapılan en büyük zulümlerden biridir.

 Bir not: Gelişen teknoloji, ilerleyen iletişim araçları, bir çok özelliği bir arada bulunduran minik aletler in yoğun meşguliyet dürtü ve arzusu bir neslin düşünce kavramını ila ebet kapatacak gibi mesafe kat etmektedir. Ona göre bir an evvel çözüm yolları düşünce atmosferine bırakılmalıdır.

  

Yorum eklemek için giriş yapın