Log in
Hurşit Topal

Hurşit Topal

Web site URL:

Sürekli Daha İyiye

  Zeytin; Kutsal kitapların hemen hepsinde önemsenmiş ve insan sağlığına faydaları saymakla bitmeyen, Akdeniz Havzasında deniz gören her ülkede, bölgede, şehirde yetişen vazgeçilmez bir bitki.

  Bunca ülkede yetişen, onlarca çeşidi olan ve milyarlarca insanın tükettiği bir bitkinin başkenti olma iddiasıyla yeniden başlayan zeytin festivali ilgi çekmeye, dikkat çekmeye devam ediyor.

  Yoğunlaşan Kentsel nüfusun konut ihtiyacı için, ulusal ulaşım stratejisi için zeytin ağaçlarının bir bölümünün kesiliyor olmasını eleştirsek de bu konular var diye zeytin festivali yapılmasın demek haksızlık olur.

  Allah’ın lütfettiği bu güzel iklim ve verimli topraklarda yetişen iri sofralık zeytin tipinin hemen hemen tüm ülkede ve dünyada karşılığı var. Son 30 yıldır Ege- Akdeniz hatta Suriye’de bile Gemlik Tipi adıyla buradan götürülen zeytin fidanları ile üretim yapılsa da istenilen kalibre ve kalite tutturulamadı ve insanların damak tadına hitap edilemedi.

  Hal böyle olunca; Gemlik Orhangazi ve İznik çevresinde yetişen Gemlik Tipi Zeytin; ağzının tadını bilen herkesin aradığı ve değerini- bedelini ödediği üstün yöresel bir lezzet  olarak tekrar eski günlerine kavuşacağa benziyor. 

  İşte bu anlamda Gemlik Zeytininin ilçemiz dışında da tekrar popüler olmasının en önemli etkenlerinden birisi de adına düzenlenen festivaller.

  Yıllardır basit kafalı iş bilmez idarecilerce neme lazım diye unutturulmaya çalışılan festivalimiz; Gemlik Kent Konseyi tarafından 2 yıldır tekrar yapılmaya başladı. Geçen yıl; ilk olmanın heyecanı ama aynı zamanda bazı eksiklikler  vardı. Bu yıl ise; geçen yıla nazaran çok daha dolu bir program hazırlandı.

  Festivalin uluslar arası hazırlanması da programa ayrı bir eğer katmış görünüyor ama gelecek yıllarda zeytin yetiştirilen başka illerden, başka bölgelerden, başka ülkelerden katılım da olursa organizasyon daha dikkat çekici hale gelebilir.  Gemlik Ülkü Ocaklarınca düzenlenen halk oyunları festivalinde olduğu gibi katılan ülke ne kadar fazla olursa ilgi de dikkatte artacaktır.

  Ülkemizde son yılların en popüler doktorlarından olan Canan Karatay hocanın katılımı festivalimizi bir anda tüm ulusal medyanın ilgi odağı haline getirdi. Karatay’ın; makineden yeni sızılmış yağı bardağa doldurup su gibi içtiği anlar; gerek televizyonlarda gerek internette gerekse ulusal gazetelerde geniş yer buldu.  Yağımızın o anki sunumu; bu medyaya milyonlarca para verseniz yaptıramayacağınız bir reklamdı adeta. Bu görüntülerle hemen hemen tüm ülke festivalden haberdar olmuş oldu.

  Canan hocamızın ve toplumun fikirlerine değer verdiği başkaca isimlerin bu festivallerin geleceğinde de var olması önem arz ediyor. Örneğin; Cumhurbaşkanın festivale katılıp buradan bir takım mesajlar verdiğini düşünüyorum da tüm ülkede bir anda Gemlik ve Zeytin konuşulur hale gelebilirdi.

  Bu yıl olmadı ama inşallah gelecek yıllarda; hem Cumhurbaşkanının, hem Başbakanın, hem Muhalefet liderlerinin, hem Tarım Bakanının hem de Sağlık Bakanının buraya katılması için bence şimdiden programlarını planlayan danışmanları ile irtibata geçilmesi gerekir. Malum ülke gündemi yoğun. Festivale 2 gün kala birilerini davet etmek de önemlidir ama 2 gün içinde programını değiştirip katılım sağlaması biraz zor ihtimal.

  Festivalin genelinde havanın güzel olması, festival alanında hemşeri derneklerinin, çeşitli sivil toplum örgütlerinin, zeytin firmalarının çadırlarının olması; halkımızın bu alan akın etmesine neden oldu. Yemek programları yapan Turgay Başyayla, Gemlik’i çok iyi bildiğini ifade eden Göksel gibi sanatçıların burada olması ve verdikleri konserler halkımızdan büyük rağbet gördü, Halkımızın katılımının daha da artması için bence bu alana davetli STK sayısını artırmak, bir takım organizasyonlarla okul öğrencilerini de işe dahil etmek kalabalığı belki de bir kat artırabilir.

  Sonuç itibariyle geçen yıl başlangıç güzel olmuştu, bu yıl daha iddialı olduk ama gelecek yıllarda inşallah daha da ilgi çekici hale gelecektir Gemlik Zeytini Festivali.

   Sağlıcakla Kalın…

Şehidimizin Adını Geri Verin

  Ülkemizde; PKK terörüne karşı, terör örgütüyle müzakere mantığı ile başlatılan çözüm süreci çok acı tecrübelerden sonra devlet aklının galip gelmesi ile sonlandırıldı.

  Fakat o günlerde atılan bazı kritik yanlış adımların izleri hala devam ediyor ve bu izler şehitlerimizin kemiklerini sızlattığı gibi ailelerinin de canını acıtmaya devam ediyor.

  Ülkenin birçok yerinde buna benzer olaylar olmakla birlikte kapak konusu haberde de okuyacağınız gibi  ilçemizde yaşanan okul ismi skandalı aylarca ilçe gündemini meşgul etmişti.

  2013’te zamanın Kaymakamı Cahit Işık; İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ercümen, ülke genelinde yaşanan çözüm sürecinde, birilerine yaranmak ve koltuklarını sağlama almak için şehitlerimizin kemiklerini sızlatacak bir karara imza atmış ve Şehit Öğretmen Etem Yaşar Ortaokulu'nun ismini değiştirme gafletini ve belki de hıyanetini göstererek unutulması zor bir skandala neden olmuşlardı.

  1993 ‘de henüz 22 günlük öğretmen iken 22 Ekim günü (23 önce bu gün) gittiği Diyarbakır’da bölücü hain PKK terör örgütünün saldırısı sonucu şehit olan Engürücüklü Etem Yaşar'ın adı ilçemizde bir okula verilmişti.

  Diyarbakır’ın Hazro ilçesinde; Sosyal Bilgiler Öğretmeni olarak öğrencilerine vatan- bayrak sevgisi aşılamaya çalışırken; hain PKKlılarca kırsala götürülüp şehit edilen ve cesedi öğrencilerinin gözleri önünde işkenceye tabi tutulan aziz öğretmenimizin adının; yeni yapılan bir okula verilmesi o yıllarda ilçede hemen herkesin taktirle karşıladığı bir hareket olmuştu.

  Aradan yıllar geçtikten sonra maalesef; PKK'nın yaptığı hainlikleri pek de umursamayan gayri milli insanların yönettiği bir ilçede, şehidimizin adının okuldan silinmesi ilçe gündemine geldiğinde, şehit aileleri derneği ve şehidimizin ailesi Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunmuştu. Olayın failleri; devlet memuru oldukları için savcılığın soruşturma açması için bunların amirlerinin izin vermesi gerekiyordu ve o izinler aradan geçen 3 yılda maalesef bir türlü verilemedi. Bir memura yapılan basit bir suç isnadında hemen soruşturma izni veren zamanın kaymakamı ve valisi, konu şehidimizin adının okuldan silinmesi olunca olayı görmezden geldiler, unutturmaya çalıştılar ve belki de yıllar sonra ortaya çıkan kendi hainliklerini gizlemeye çalıştılar.

  Biz de Gemlik Gündem ailesi olarak dergimizin bu sayısında; bu menfur olayı tekrar gündeme getirmeye çalışıyoruz. 15 Temmuz sonrası; bir diğer terör örgütü ile bağlantıları olduğu kesinleşip meslekten ihraç edilen zamanın Bursa Valisi Şehabettin Harput ve zamanın Gemlik Kaymakamı Cahit Işık, bu olaydaki tavırları nedeni ile de yargılanmalıdır. Zamanın milli eğitim yöneticileri hala göreve devam ediyorlar, sıra onlara da gelmeli ve şehitlerimizin kanlarının yerde kalmaması için onlarda yargılanarak hesap vermelidir.

  Sonuç olarak o gün; "Bize bir şey olmaz, kimse hesap soramaz, istediğimizi yaparız” diyerek kafalarına göre tüm milli unsurlara savaş açan gayri milli yöneticilerin gerçek yüzleri, yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladığına göre zaman hesap verme zamanıdır. Cumhurbaşkanı ve Başbakan eli ile çözüm süreci bitirildiğine göre; artık şehidimizin ismi o okula tekrar verilsin istiyoruz.

  Sağlıcakla Kalın…  

Festival Başlıyor

  Allah'ın sevgili kulları olduğu gibi, sevgili ağaçları da var. Bunlar zeytin, incir ve üzümdür.

  Zeytin, incir ve üzüm bitkiler âleminin Âdem ile Havva’larıdır ve hepsi bizim kenarımızda Akdeniz ve Egeye aittir.
  Bu üçlü arasında zeytin eşitler arasında birincidir. Zeytin hem meyvedir, hem sebze. Hem ehlidir, hem yabani. Hem olgunlaşmadan yenir, hem olgunlaştıktan sonra. Hem sıvıdır, hem katı.
  Ömrü uzundur. Bin yıldan fazla yaşayan zeytin ağaçları var.
  Dayanıklıdır. Orman yangınından bile sağ çıkar. Gövdesi tükense bile köklerinden yeni fidancıklar fışkırtır. İnsan gibidir. Küser ve barışır. Onu sevmeniz gerekir. Ona iyi bakarsanız size iyi bakar.

  İşte bu kutsal meyvelerden en güzelinin başkenti Gemlik.

  İlçemiz Kent Konseyi de “ Zeytinin Başkenti Gemlik “  sloganı ile 2 yıldır bir festival düzenliyor. Geçtiğimiz yıl Kasım ayında yapılan festivalin bu yıl Ekim ayının sonuna alındığını görüyoruz.

  Bu tercih belki de sayın Cumhurbaşkanını ilçemize getirebilir miyiz diye yapılan bir planlamanın sonucu. Malum; festivalin devam ettiği akşamlardan birisi  olan Cumartesi günü sayın Cumhurbaşkanı Bursa’da olacak. Gün boyu belirli programlara katıldıktan sonra akşam; Büyükşehir Belediye Başkanı Recep ALTEPE’ nin oğlu  ile, Bursa Ticaret Odası Başkanı İbrahim BURKAY’ ın kızının nikahına katılıp nikah şahitliği yapacak. Bu yoğun program arasında gecenin ilerleyen saatlerinde Cumhurbaşkanının festival için ilçemize gelip gelmeyeceği henüz net değil. Gerek AK Partililerin gerekse Belediye Başkanı Refik YILMAZ’ın bu konuda çok büyük bir çaba sergilediklerini biliyoruz. Fakat başarılı olup olamayacaklarını zaman gösterecek.  Cumhurbaşkanın Gemlik’e gelmesi ve burada konuşma yapması; festivalin ulusal medyada yer alması ve özellikle prime time dediğimiz akşamın en fazla televizyon izlenen saatlerinde ilçemizin önemli haber kanallarında yer alması açısından önemli. Bu ziyaretin gerçekleşmesi önemli. İnşallah organizasyon; planlayanların istediği gibi sonuçlanır da Gemlik Halkı uzun yıllardan sonra bir Cumhurbaşkanını misafir eder. 

  Festival programına baktığımızda da; Satranç turnuvasından, zeytin hasat şenliğine; Canan Karatay Hocanın vereceği panelden yağhane ziyaretleri , folklor gösterilerinden resim şiir kompozisyon ödül törenine,  Demokrasi Kahramanı ve Şehidimiz Ömer HALİSDEMİR anısına park açılışından ünlü sanatçıların konserlerine kadar çok geniş kapsamlı hazırlık yapıldığını görüyoruz.

  Bu anlamda; Kent Konseyi Festival Çalışma grubuna önemli bir teşekkür borcumuz olduğunu düşünüyorum. Başkan Mukaddes SERİM öncülüğünde özellikle Genel Sekreter Mehmet ÇELİK ve diğer emeği geçen festival konseyi gerçekten her türlü övgüye mazhar olmayı başardılar. Ülkemizde her yıl çeşitli aylarda bir çok amaca matuf yaklaşık 1800 festival düzenleniyor. Onlarca yıldır devam eden bir çok festivalde halkın katılımı neredeyse yok gibiyken ilçemizde henüz 2.si Düzenlenmesine rağmen halkımızın çok yoğun katılımını sağlayacak ve dikkat çekici bir çok organizasyonu düşünüp planlamaları gerçekten güzel oldu. Tabi ki; bu işin ekonomik boyutunu da unutmamak gerekiyor. Katkı koyan tüm destekçilere Gemlik ve Bölge halkı adına şükran borçluyuz.

  Gelecek haftalarda festivale dair izlenimlerimizi paylaşmaya devam edeceğiz. Sağlıcakla Kalın…

Dava açacaklarmış...

   Kısa bir hatırlatma ile başlayalım yazımıza...

   Gemlik Belediyesi’nde bugün halen çalışmakta olan 100'e yakın  işçi ve memur, zimmetine para geçirmek, evrakta sahtecilik, resmi evrakta sahtecilik suçlarından, dosya numarası bizce malum ve benimde şikayetçi olduğum dava konusu ile ilgili, son 5 yıldır belli aralıklarla Bursa Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkıyorlar.

   Gemlik kamuoyu tarafından çok iyi bilinen birinin; "Bitti" "Aklandım" diye iddia ettiği Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden davaların ekonomik büyüklüğü, 2011 yılı rakamlarıyla 10 milyon lira (on trilyon) civarıydaydı. Günümüz şartlarında bu rakamın mali büyüklüğü çok daha fazladır.

   Bu büyüklükteki meblağın kimin cebine girdiği belli. Ancak yargılama devam ettiği için bir şey söyleyemiyoruz. Şimdi; davaya konu olayda, işin başında olan, her türlü sorumluluğa sahip ve 100'e yakın  işçi ve memurun az önce zikrettiğimiz suçlardan yargılanmasına sebep olan malum kişi, çıkıp bu haberleri satırlarımıza taşıdığımız ve haber yaptığımız için gazetemizi ve şahsımı mahkemeye vermekle tehdit ediyor.

   İşin en trajikomik kısmı ise bu açıklamaların; tüm bu yolsuzluklar yapılırken kulaklarını tıkayıp gözlerini kapayan, bu konuda bir satır yazı yazmaktan bile imtina eden, bu yolsuzluklara karıştığı için adli soruşturma geçiren ve dahası  bu durumdan binlerce lira nemalananan bir gazete ile genç, heyecanlı ve konuya vakıf olmayan kişilerin yayın organlarında yapılıyor olmasıdır.

   Dahası belediyeyi borç batağına saplayan malum kişinin, daha başkan vekilliği seçiminin ertesi günü, 1 milyon (1 trilyon) liralık icra takibine uğrayan belediyenin yeni başkanvekili ve yönetimini, şucu bucu diye lanse ederek kendi pisliğini gizlemeye çalışması da ayrı bir komedidir.

   Şimdi adama sormazlar mı. Eski devlet hastanesinin olduğu alanda bulunan dokunsanız yıkılacak eski kaplıca tesisini, sanki stadyum yıkar gibi binlerce liralık bedellerle, üstüne üstlük kağıt üstünde iki defa yıkıp, vatandaşın paraları ile oluşan belediye bütçesinden iki defa yıkım evrakı düzenlenip ödeme yapılmadı mı?

   Belediyenin o zamanki rakamlarla satsanız iki milyon lira yapmayacak makine parkuru için iki milyondan fazla tamir ve bakım parası ödemediniz mi? Yine kağıt üstünde hurda otobüslere son model klima takmadınız mı ?

   Yine belediye için bastırılan takvimler için 90 bin liraya yakın fatura kestirip sonra ederinden fazla olduğunu görünce, bedelini düşürüp yeniden faturalandırmadınız mı ? Sonra bu takvimlerin bir kısmını yılbaşından sonra, dağıtım zamanını geçirince alel acele belediye zabıtasına dağıttırmadınız mı ? Geri kalan binlerce takvim sizden sonraki belediye yöneticilerince, unutarak çürümeye terk ettiğiniz belediyeye ait depolarda bulunmadı mı? Dahası iddia edildiği gibi belediyeyi takvim başta olmak üzere çeşitli matbaa işlerinde; kandırıp, kazıklamaya çalışan ve bu nedenle soruşturma geçiren kişi, şu an açıklamarınızı yayınlayan ve sizi savunan gazetenin sahibi olan matbaacı değil mi?

   Ben şimdilik sadece üç iddiayı tekrar gündeme getirdim. Ama bilinmelidir ki bu tür iddiaların onlarcası, mahkeme tutanaklarında yer almakta ve Bursa Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye devam etmektedir.

   Hiç kimse; "Ben beraat ettim" "Benimle ilgili işlem yapanlar paralelciydi, FETÖ'cüydü" diyerek Gemlik'te asrın yolsuzluğunu gölgeleyemez. 20 yıl aradan sonra yerelde iktidar olan bir partiyi tümüyle töhmet altında bırakıp, yönetici ve seçmenlerinin yüzünü yere düşürenler, şimdi ucuz kahramanlık yapmaya kalkmasınlar.

   Şahsım olarak söylemekte fayda görüyorum. Bizim yolsuzlukla alakalı yazdıklarımız, bildiklerimizin sadece çok ufak bir kısmını oluşturmaktadır. Kalan kısmı zaten gerek savcılık ve gerekse mahkeme aşamasında tutunaklarla tespitli konulardır.

   Bunun dışında gerek şahsımı ve gerekse grup bünyemizdeki gazeteleri mahkemeye vermekle tehdit edenler ve buna çanak tutanlara son sözümüz, bizim zaten bu davanın tarafı olduğumuzdur. Hem mağduru hem şikayetçisiyiz. Sizin bitti dediğiniz davalarda daha 5 yıldır bize ifade vermek için sıra gelmedi.

   Bu böyle biline...

   Kalın sağlıcakla...

Bu RSS beslemesine abone ol