Log in
Hurşit Topal

Hurşit Topal

Web site URL:

Mobese Sistemi Ne Oldu?

  Gemlik'te belediyenin 2 milyona yakın desteği ile kurulan mobese sistemi hayatı bir çok açıdan kolaylaştırırken, beldelerden mahalleye dönüşen ancak nüfus yoğunluğu ile dikkat çeken Umurbey, Kumla ve Kurşunlu mahallelerinde sistem hala çözülmüş değil.

  Hırsızlık olayları ile sürekli ihtiyaç hissedilen ve Umurbey son yaşanan olayda gencecik bir kızın hayatını kaybettiği cinayetten sonra mobese konusu tekrar gündeme geldi. 

  Bilindiği gibi Gemlik Belediyesinin aldığı karar ile 2010 yılında yaklaşık 2 milyon lira harcanarak ilçeye sos sistem mobese ağı kuruldu. Bu sistemin faydasını gören Gemlik halkı memnuniyetini dile getirirken, Gemlik Belediye meclisi de bu konuda elini bir kez daha taşın altına koyarak yaz döneminde nüfusu yüzbinlerle ifade edilen Kumla ve Kurşunlu ile hızsızlık olaylarının eksik olmadığı Umurbey'de de sistemin kurulması için mecliste karar aldı.

  Kararın alınması  ile birlikte kurulan komisyon çeşitli defalar toplanarak kurulacak sistem ile alakalı karar vermesine rağmen bu beldeden dönme mahallelerimizde mobese kurulamadı.

  Bu konuda yaptığımız kısa araştırma da sıkıntının bakanlık kaynaklı olduğunu öğrendik. Gemlik Belediyesinin kurmayı plandığı mobese sistemine Bursa Büyükşehir Belediyesi dahil oldu. Büyükşehir  Belediye yetkilileri de yapılan toplantılara dahil olduğu sırada konu nasıl olduysa İçişleri Bakanlığına  geçti. Bakanlık bu konuda nasıl bir çalışma içerisinde şu ana kadar net bir bilgi yok.

  Ancak bu konuda net olan bir durum var, O da olası durumlar hayatı kolaylaştıran mobese sistemi acilen buralarda kurulmalı. İlgili kurum kuruluşlar,  bunların Gemlik'te bağlantıları, iktidar partisinin yöneticileri Bakanlıkta olan konuyu bir an önce Gemlik'te hayata geçirmeliler.

  Çünkü, hafta sonu Umurbey'da mahallenin meydanında bir evin önünde işlenen cinayet  biliyoruzki mobese sistemi kurulu olsa çok büyük oranda engelenebilirdi. Cinayet karışan zanlının gün boyu Umurbey'de olduğu ve genç kızın evinin bulundğu bölgede sürekli olarak gezdiği göz önünde bulundurulursa, mahkeme tarafından da uzaklaştırma kararı verilen birisinin burada mobese yi takip eden polisler tarafından fark  edilmemesi mümkün değildir.

  Kalın sağlıcakla...

Bölge Üniversitesi Hayallerde Kalmasın

  “Gemlik’e Bağımsız Üniversite” belki de ilçede yaşayan birçok insanın sürekli aklının bir köşesinde sakladığı büyüttüğü bir hayal gibi.

  İlk kez 2000’li yılların başında kurulmaya başladı bu hayal. Atatürk’ün son açtığı 2 fabrikadan birisi olan ve ülke kalkınmasına yaptığı önemli katkılarla ön plana çıkan ve fakat artık devri kapanmış atıl Sunğipek fabrikasının 328 dönümlük arazisi; önce özelleştirme idaresine devredilmişti. Ardından; dönemin siyasilerinin katkıları ve çabaları ile arazi; satılacak devlet malları listesinden çıkartılıp eğitim alanına dönüştü.

  Gazetemizin de o yıllardaki sayılarını hatırlayanlar; verdiğimiz mücadelenin hakkını teslim edeceklerdir. İşte o dönemde; bu hafta sonu yapılacak seçimlerle kongreye gidecek bir üniversite yapma ve yaşatma derneği kurulmuştu. Her zaman üyesi olmaktan gurur duyduğum bu derneğin çalışmaları ile üniversite konusu ilçe gündemini oldukça meşgul etmişti.

  Bu çalışmalar sonunda; ilçemize önce Meslek Yüksekokulu, ardından Hukuk fakültesi açıldı. Aslında; Uludağ Üniversitesinin o zamanki rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran hocamız; bunların dışında; ilçemize denizcilik fakültesi ile Tıp Fakültesi polikliniklerinin açılacağının da sözünü vermişti ama ondan sonra gelen rektörler bu sözleri unuttular hatta şu anki rektöre kalsa; hukuk fakültesini bile buradan almaya kalkışıyor.

  Bu süreçte en önemli gelişmelerden birisi de; Bursa Teknik Üniversitesinin kurulması kararı esnasında yaşananlar. O dönem; hem İnegöl hem de Gemlik bu yeni üniversitenin kendi ilçesinde açılması konusunda ısrarlı oldular. Fakat o dönem iki ilçe arasında kalmak istemeyen siyasiler; Bursa merkezde Kestel i tercih ettiler ve bizim hayalimiz başka bahara kaldı.

  İşte şu dönemde bu hayalin gerçekleşmesi için yeni bir fırsat daha ayağımıza kadar geldi. Geçen hafta;  Orhangazi de 70 dönüm arsa üzerinde yeni meslek Yüksek Okulu binası açıldı. Yıllardır eski soğuk hava depolarından dönme binalarında hizmet veren Orhangazi MYO nihayet yeni binasına kavuştu. Açılış esnasında konuşulanlar Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ve Gemlikli Rektör Yusuf Ulçay'ında ifadesi ile  Gemlik Orhangazi İznik bölgesinde ortak bir üniversite kurulacağı yönünde izlenimler edinmemize neden oldu.

  Bu anlamda; gerek nüfusunun fazlalığı, gerek sosyal hayatının hareketliliği, gerekse öğrencilere yönelik sunabileceği imkânların fazlalığı nedeni ile diyoruz ki bu üniversitenin merkezi Gemlik olmalıdır. Bir de unutmadan şunu hatırlatmak lazım. Gemlik te üniversite için ayrılan alan Orhangazi’nin neredeyse 4 katı.  2 binin üzerinde öğrenci var ve Hukuk Fakültesinin ardından Denizcilik Fakültesi binası da hazır durumda.  YÖK kurallarına göre; yeni bir üniversite kurulması için bazı fakülteleri mutlaka açmanız gerekiyor Orhangazi MYO ve çevresindeki arazi güzel ve geniş ama Gemlik’teki arazi bu iş için çok daha uygun.

  Her şey Gemlik’te olsun demek istemiyoruz. Yeni açılacak fakültelerin tamamının Gemlik’e açılması gerekmiyor. Örneğin; Fen Edebiyat, İktisat fakülteleri buraya açılırken; hastane gibi hizmet vermesi muhtemel Tıp Fakültesi üç ilçenin ortasına Orhangazi’ye, Ziraat Fakültesi İznik’e, sanayiye yönelik mühendislik fakültesi Gemlik’e kurulabilir.

   Demek istiyoruz ki; üç ilçenin akilleri, bürokratları siyasileri, STK’ları bir araya gelip ortak akılla hareket ederek bu hayalin gerçekleşmesi yolunda önemli adımlar atmalıdır.

  Bu konu; ilçemizde hemen herkesin ısrarla takip etmesi gereken ihmale gelmeyecek bir konu.

  Doğru davranmak lazım. Sağlıcakla Kalın…

Ne istiyorsanız onu anlayın

   Meslek hayatımın 5.yılında Gemlik'te ilk gazete çıkartma deneyimimiz başarısızda olsa da adı Değişim olurken, sloganımızda "değişmeyen tek şey değişim" di.

   Kurucumuz ve değerli ağabeyimiz Mehmet Çelik'le yolda devam ettiğimiz 2000 li yıllarda yayın hayatına başladığımız Gemlik Gündem Gazetesinin sloganı ise "Gemlik'in sakini değil, sahibi olun" oldu.

   Gazetecilik mesleğine başladığım 95'li yıllardan bu tarafa temel prensibim haber yaptığım kişi ve kurumların kim olduğundan ziyade haklı veya haksız olduklarıdır. Bu haklı veya haksızlıklardaki ölçüm ise asla ve asla bir sürü kelime oyunlarının, yalancı şahitlerin boy gösterdiği adliye salonları değil, kamu vicdanı, halkın vicdanı ve kanaati olmuştur. Zaten bu tutumumdan dolayıda onlarca kez çeşitli konularda mahkemeye verildim. Az önce de belirttiği gibi bir takım yalan beyanlardan ve laf salatalarından ibaret kelime oyunlarından dolayı kaybettiğimiz davalar da oldu. Ancak asla ve asla vicdani bir muhasebeye ihtiyaç duymadım. Çünkü adliye koridorlarında kaybedilen davalardan ziyade halk vicdanında kazanılan takdirlerin daha  üstün olduğunu düşünenlerdenim. İlahi adaleti her zaman savunanlardanım.

   Gemlik'in sahibi olmak deyimi de tam bu noktada devreye giriyor. Bir çok alanda onlarca kez haber yaptık. İlçe gündemini ilgilendiren; olmaması gereken olayları, yanlış olduğunu düşündüklerimizi kamuoyu ile paylaşttık. Bunlardan birisi de görevinden ihraç edilen ilçe eski kaymakamı Cahit Işık ile alakalı oldu. Bu konuyu tekraren yazmak istemiyorum. Takip edenler yakınen  biliyor.

  Yazmak istediğim asıl nokta şu; biz FETÖ'cü olduğu için ihraç edilen  kaymakamın arsa ve benzeri  usulsüz mal edinmelerini yazdık diye ; kurumlara sözlü talimat vererek;  "Gemlik Gündem Gazetesi'ne haber verilmeyecek " talimatını harfiyen yerine getiren kurum ve stk yöneticileri var.

  Şimdi bu kurumların bazılarını yazmaya başlayalım.

  Eğitim-Bir sen Gemlik Temsilciliği ve bu sendikanın bazı üyelerinin yönetici konumunda olduğu okullar başta olmak üzere çeşitli kurumlar.

  Türkiye Kamusen Gemlik Temsilciliği (ki bizim kimliğimiz ortada burada siyasi değil  sendikanın duruşundan bahsediyorum)ve az da olsa bu sendikanın bazı üyelerinin yönetici konumunda olduğu okullar başta olmak üzere çeşitli kurumlar.

  Şimdi pencereye iki yönüyle bakalım.

   Birincisi bizim  habercilik açısından herhangi bir kaygımız ya da kaybımız yok. Zaten Gemlik'te var olan 100 haber ve gelişmeden  95'ine rahatlıkla gidiyoruz. Diğer 5 haber de magazin haberi; o da bizim işimize gelmiyor. Bu haberlerin 95'ine gitmeyen bazı ı gazetecisi arkadaşlar bu sendikaların başkanlarının ve  bazı üyelerinin yönetici konumunda olduğu okullar başta olmak üzere çeşitli kurumların geçtikleri haberleri seve seve yapıyorlar.

   İkincisi; darbecilerle işbirliği içinde olduğu iddiasıyla  ihraç edilen  kaymakamın talimatını uygulayan bu arkadaşlar akılları sıra  haberlerini bize geçmeyerek bizi  veya gazetemizi  cezalandırdıklarını zannediyorlar. Ben de şöyle diyorum, değerli Gemlik halkına ve okurlarımıza sözümüzdür,her iki sendikanında başkanları ve yöneticileri değişene kadar bizler de hiç bir şekilde lehlerine haber yapmayacağız, bu sendikaların haberlerini Gemlik Gündem Gazetesi başta olmak üzere gerek Bölge Gazetesi ve gerekse Gündem Aktüel Dergimiz ile yayın gurubumuz bünyesinde yer alan haber siteleri ve buna bağlı sosyal paylaşım mecralarında göremeyeceksiniz.

   Bu sendikaların bazı üyelerinin yönetici konumunda olduğu okullar başta olmak üzere çeşitli kurumlardaki yaptıkları yanlışları da gazeteciliğin gereği olarak,bizatihi okurlarımızla ve değerli Gemlik halkı ile paylaşacağız.

  Bundan sonra şu konuları takip edeceğiz sizler adına değerli okurlarımız;

1-Fetö terör örgütüne destek olduğu iddiası ile görevinden KHK ile ihraç edilen Gemlik eski kaymakamı Cahit Işık'a destek olmak için Gazetemize tavır alarak bizleri haberlerinden mahrum ettiğini zanneden kurumlar  ve stk'ların yapmış olduğu yanlışları,

2-Gemlik'te FETÖ operasyonları kapsamında hangi sendikalardan kaç kişi açığa alındı, yada meslekten men edildilaeleri, kendisi  Demokrasi nöbetinde iken hangi akrabalarının isimleri FETÖ kapsamında şüpheli konumunda ya da tutuklu olanlarıda , hangi sendika yöneticilerinin yakın akrabaları FETÖ kapsamında kapatılan STK lara üye olduklarını da.

3- Kapatılan ve ruhsatsız oldukları ortaya çıkan bu kurumlara öğretmen görevlendirmelerini kimin nasıl ve hangi yetki ile yaptıklarını da? Hangi sendika başkanının devletten izinsiz özel kurumda nasıl çalışmakta olduğunuda ,

4-Devletin ona vermiş olduğu  asıl görevi okula hizmet etmek olması gerekirken  malesef  bunu bir kenara bırakıp kendi derdine düşen,  görmemiş gibi makamında 4 ayrı isimliği ile sosyal medyada adeta  alay konusu olan, okul yerine makama para harcanması sonucu binlerce liraya mal edilen makam odasını kimlerin ne için yaptırdığını ve tabiki bölücü örgütü çağrıştırırcasına bir tek kırmızısı eksik olan sağır sultanın duyduğu okulun boya konusunu da,

5-İktidar partisi dahil her siyasi partiye gidip ;  "ben babadan  solcuyum", "eski ülkücüyüm", "doğuştan AK Partiliyim" diyerek ortama göre kıvıran sevgili sendikacıları da, adı ne olursa olsun sosyal medyadan teröre destek olanları da,

6. Devletin ücretsiz olarak açtığı okul kursları için hangi liselerde 1000 TL yi aşan ücretlen alındığı iddialarınıda . Buna kılıf uydurmak için de öğrenci ve velilerden alınan paraların bağış adı altında toplanmasını, bazı okullarda ise direk bir bankaya özel bir şahsın hesabına yatırıldığı iddialarını, milli eğitim yöneticilerinin buna nasıl ve niçin göz yumduğunu da.

7-Okul kursları için hangi kurumlarda; ilçe dışından özel kitapevleri ile anlaşılıp, öğrencilere zorla kitap aldırıldığı, hangi okullarda devletin verdiği yabancı dil kitapları yetersiz denilerek; ilçe dışından bir kırtasiye ile anlaşılıp, öğrenciler üzerinden rant elde edildiğini de sırasıyla sizlerle paylaşacağız sevgili okurlarımız.

Ve tüm bunlara gözünü kapatan sendikacıların, yine fetö iddialarıyla görevden alınan bir savcı kanalıyla açtırdıkları soruşturmaları ve yaşanan çeşitli oyun içinde oyunları da ilerleyen günlerde gündeme getireceğiz....

  Kalın sağlıcakla...

Cumhuriyet Bayramında Altıntaş Farkı

  Cumhuriyet Bayramı; Türk milleti için son derece önemli, toplumsal dayanışmanın en üst seviyeye çıktığı milli bir bayramdır.

  Toplumsal hayata bayram ve törenlerin büyük tesiri vardır. Milletler ve bilhassa bizim gibi üst üste inkılâp geçirmiş olan toplumlar, elde ettikleri milli gurur günlerini sürekli hatırlamakla, atalarının geçmişte çektikleri sıkıntıları unutmamakta ve elde ettikleri başarının ne anlama geldiğini iyi özümseyerek, gelecek nesillerine en büyük iyiliği yapmış olmaktadırlar.

  İşte, Cumhuriyet Bayramı da Türk milletinin Atatürk’ün önderliğinde gelecek nesillerine miras olarak bıraktığı, ülkemizde cumhuriyetin ilan edilişinin yıldönümü olarak kutlanan milli bir bayramdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının ve çağdaşlığının sembolü olan Cumhuriyet Bayramı’nı sevinç içerisinde kutlamak elbetteki Kurtuluş Savaşı’nı on binlerce şehit vererek kazanan Türk milletinin en büyük hakkıdır.

  Her yıl 29 Ekim’de kutlanan Cumhuriyet Bayramı, gençliğe tarih bilinç ve şuuru kazandırmakta, atalarına olan saygı ve sevgisini üst seviyelere çıkarmaktadır. Kalplerdeki vatan ve millet sevgisini artırarak milli bir gurur yaşatmaktadır. Cumhuriyet Bayramı’nda okunan kahramanlık şiirleri ile güçlü ve özgür bir Türk toplumunun varlığı ilan edilmekte, Atatürk, vatan ve bayrak sevgisi genç kuşaklara en güzel şekilde aktarılmaktadır.

  Kısacası; 29 Ekim Devletimizin doğum günüdür. Günümüzde artık ailede işte herkesin doğum günlerinin defalarca kutlandığı bir toplumda; en kıymetlimiz devletimizin, cumhuriyetimizin doğum gününü kutlamamız en elzem ihtiyaçlardandır.

  İlçemizde son yıllarda milli bayramlarımız maalesef son derece sönük kutlanır olmuştu. Özellikle; FETÖ kapsamında ihraç edilen 2 kaymakam zamanında adeta halka cumhuriyeti unuttururcasına lakayt davranılmıştı. Hatta geçen yıl gazetemizde de gündeme getirdiğimiz gibi; 19 Mayıs bayramında çelenk sunma törenine bile katılmayan protokolün önemli isimleri 19 Mayıstan birkaç gün sonra ilçemizi adeta Hindistan’a çevirmişler ve kutsal bir ineğe saygı duruşu yapar gibi İstiklal Caddesinde kamyonete yüklenmiş bir ineğin ardı sıra yürüyüş yapmışlardı. Bu saçmalıklarına bir de öğrencileri alet etmişler ve sözüm ona süt gününü kutlamışlardı. Milli bayramlarda sokağa çıkmayan birçok daire amiri de kaymakama uymuş ve bu ineğe saygı yürüyüşündeki yerini alma gayretini göstermişlerdi.

  Fakat çok şükür ki; bu defa Cumhuriyet Bayramı böyle saçmalıklara sahne olmadı. FETÖ kapsamında önce açığa alınan ardından da meslekten ihraç edilen Cahit Işık’ın ardından ilçemizde oluşan yeni düzende Kaymakam Mustafa Altıntaş’ın uygulamaları ve tutumları ile adeta her şey olması gereken normal işleyişe dönmüş görünüyor.

  Özellikle; Cuma günü yapılan Çelenk Sunma töreni hemen tüm daire amirlerinin, askeri erkânın ve çeşitli STK’ların katılımı ile geniş bir katılımla yapıldı. Hakeza; Cumartesi günü yapılan kutlamalar, gösteriler, artık unutmaya başladığımız akşam fener alayı yürüyüşü, konser derken Cumhuriyet Bayramımızı, Devletimizin doğum gününü olması gerektiği gibi çok güzel kutladık. İlçemize geldiği günden beri farkını ve kalitesini, devlet duruşunu ortaya koyup işleyişe hâkim olan Sayın Kaymakamımıza teşekkür ediyor, aynı hassasiyetle göreve devam etmesini ümit ediyorum. İnşallah halkımızın beklentisi gerçekleşir de sayın Altıntaş’ın vekil olan görevi asile döner ve ilçemiz devlet kurumları daha düzgün olması gereken bir işleyişe kavuşur.

  Sağlıcakla Kalın…

Bu RSS beslemesine abone ol